Enter your keyword

ReBrain-Pro Seans Paketi örnekleri

ReBrain-Pro Seans Paketi örnekleri

ReBrain-Pro Seans Paketi örnekleri

ReBrain Yöntemini Proservis ile uygulayan danışanım bunun nasıl bir süreç olduğunu anlatıyor

Proservis danışanım Seçil hanım ReBrain sayesinde yaşadıklarını anlatıyor

ReBrain Proservis alan danışanımın geribildirimi

Diğer danışanlarımın yorumlarını buradan izleyebilirsiniz.

ReBrain-Pro seans paketi örnekleri

Eşimle iletişimimiz yok gibi, konuşmamız gereken şeyler dışında hiç konuşmuyoruz.

Deniz hanım, eşiyle çok az dialog içinde olduğunu ve bu durumun kendisini mutsuz hissettirdiğini söyledi. Dışarıdan bize bakan kimse bunu anlayamaz, kafalarımız çok iyi uyuşuyor aslında ve onu seviyorum. Ama neredeyse çocuklarla ilgili konular dışında hiçbir konuda konuşmuyoruz. Kafasından neler geçiyor bilmiyorum, zaten sessiz bir insandır ama anlamlı bir sohbet yapmayalı çoook uzun süre oldu.
Bunu yaprağımıza yazdık ve nedenini araştırdık. Ve ne çıktı?

İzni olduğu için anlatıyorum, ‘taa 15 yıl önce tanışıp çok aşık olduğum, bir yıl içinde evlenip aynı yıl içinde boşandığım bir evlilik geçirdim. Epey sıkıntılı olan o eski eşi o zamandan beri bir kez bile görmedim. O zaman ben gündüz çalışır, akşam eve geldiğimde iki çift laf edelim isterdim, o ise ben serbest çalışıyorum der, duvara bakan masasında kulaklıkları takıp benimle iletişimi keserdi. Ve ben onun işinin bitmesini bekleyerek sırtını izlerdim. O işleri hiç bitmedi, neyse ki erken anladım bitmeyeceğini de gereğini yaptım. Çok enteresan, o dönem rüzgar gibi geçti ve hayatıma hiçbir etkisi yok sanırdım. Şimdi anlıyorum ki, eşim fiziken odada olup da ruhen yokmuş gibi olduğu cep telefonuna baktığı her anda bana sırtı dönülen o anlardaki gibi hissediyorum ve ben sert konuşmaya başlıyorum. Eşim de garibim bana bulaşmamak için iyice sessizleşiyor. ‘

Bu anıların etkisini de sildiğimiz için hafiflemiş bir şekilde çıktı. Artık eşinize iyi davranın, gibi bir ödev vermiyoruz, kendiliğinden olayların nasıl geliştiğine bakıyoruz.
Bir hafta sonra Deniz hanım geldiğinde eşiyle muhabbetlerinin tam istediği gibi arttığını, artık onun sessizliğinden rahatsız olup başka şeylere yormadığını, aslında söylemesi gereken şeyler dışında hiçbirşey söylemeyen, iletişim kurmayanın kendisi olduğunu farkettiğini, ama bu durumun nedenini de gördüğü için gün içinde de sanki bir arkadaşı ile paylaşır gibi düşündüklerini hissettiklerini eşiyle paylaşma isteği duyduğunu bunun da gündüz whatsup mesajları, gece diz dize sohbetlere vesile olduğunu anlattı.

Allah muhabbetlerini daha da arttırsın, ne diyelim?

Her Sabah ve akşam hareketlerimi yapıyorum

“Daha enerjik hissediyorum. Önceleri akşamları yorgun hissederdim, istesem de üşenirdim.
Şimdi hergün belimi rahatlatmak için sabah akşam hareketlerimi yapıyorum” derken enerjisi sesinden anlaşılıyordu. Merakım üzerine konuyu açtı: “Geçen sene eylülde bel ağrısı için fizik tedaviye başladım. Ardından 1 aylık program verdi doktor. Yapmaya çalıştım ama giderek seyrekleşerek ve sonunda bıraktım.
Tek başıma yapamıyorum diye yogaya başladım, onu da bıraktım, benim için biraz ağır bir programdı.
Kendi kendime öğreneceğimi öğrendim, bir yere gitmem değil, bu hareketleri yapmam lazım diye düşündüm. İlginç bir şekilde her sabah ve akşam yapıyorum ve belim de daha iyi. Önceleri sabah ağrıyla kalkıyordum.
Kendimle çok gurur duyuyorum, yaşam kalitemi çok etkileyen birşeydi, şimdi işten geliyorum hop hop hop yapıyorum.” Deniz hanım bunları seansları ilerlerken yapraklarına yazdığımız rahat edememe halleri şu anda nasıl diye sorduğumda anlattı. Ben de gözlerim faltaşı gibi açılmış bir şekilde dinledim ve yazdım. Çünkü bu konuyu, egzersiz yapması gerektiği halde yapamıyor olma konusunu çalışmak üzere yazmamıştık!
Üzerinde çalıştığımız anıların etkisi silinince onu kendisi için yararlı şeyler yapmaktan alıkoyan, başlasa da bırakmakla sonuçlanan, yaşam kalitesini bedeninde hissettiği ağrı ve hareket kabiliyetinin azalması ile her daim hissettiren bu durum da kendiliğinden ortadan kalktı.

İsteyip de yapamamak ile kendiliğinden yapmak arasında seçim yapsaydınız hangisini seçerdiniz?

Anne olarak çok rahatım

Bir doğumgünü partisi hazırlığında kızımın talepleri ile konuya girmiş, annemin sorusunda kalmıştık:
Şimdi bunları isteyen büyüyünce neler ister, o zaman nasıl yetişeceksin?
Çocuklarının istek ve ihtiyaçlarına yetememe kaygısı olarak tanımladığım bu durum ben dahil birçok ebeveynde olan bir durum.
Herşeyin bol ve ulaşılabilir olması çocuklarımızın taleplerini büyütüyor.
Biz almasak okuldaki arkadaşlarında görüyorlar ve bir anda olmazsa olmazımız haline geliyor. Çocuğumuz söz konusu olunca ‘yok, mümkün değil’ diyebileni görmedim, ‘şimdi değil, daha sonra’ ile ancak avutabiliyoruz çocuklarımızı ve kendimizi… Bu sonu gelmez taleplere nasıl yaklaşmak gerek?
Sade bir anne olarak benim yaklaşımım yine sadelik ve basitlikten yana. Kızlarım bana bir taleple geldiğinde iki soru soruyorum:
Buna ihtiyaç var mı?
Ne işimize yarayacak?
Bunlar objektif olmayan, tamamen soran ve cevaplayan kişinin o anki haline gore değişebilecek cevaplar. Sonuca baktığımızda, yani talep edilen şeyin alınıp alınmadığı durumları incelediğimizde sonuçla birebir bağlantısı da olmadığını söyleyebilirim.
Çocuklarıma yerleştirmek istediğim şey, bir alışveriş tercihi yaparken, ‘ama herkeste var’ şeklinde otomatik bir davranış ile değil, bu iki sorunun cevabını düşünerek, herkeste var diye alıyorsa da, onun bilincinde olarak bir alışveriş yapma davranışı.
Bir anne olarak rahatım, bugün rahatlıkla dilediklerini temin edebiliyorum. Yarın da rahat olacağım. İstediği şeyler yarın çok daha büyük olabilir, ulaşılmaz görünebilir, yine de onu alabilir durumda olacağımı düşünüyorum. Alamayacak olduklarımı temin etmek için bir yol bulabileceğime inanıyorum.
Bunu sevdiğim işlerde çok çalışarak, kazandığımdan daha az harcayarak, alışverişlerimi bilinçli yaparak yapabileceğimi biliyorum ve şu an 5 ve 7 yaşında da olsalar kızlarım da böyle bir anneleri olduğu için bunları kendilerinin de yapabileceklerini, bu işlerin böyle yapıldığını; çalışarak, üreterek değer yaratıldığını ve bunun zor değil, eğlenceli olduğunu biliyorlar.

Bu çok başka bir kafa, daha geçen yaz bu zamanlar büyük kızımı okula yazdırırken bende bile olmayan bir kafa. Ve bu tüm ebeveynlerin sahip olmasını dilediğim bir kafa… Gelecek henüz gelmedi tabii ki, bugün rahatım ancak yarın gerçekten ne olacak hiçbirimiz bilmiyoruz. Ancak geleceğe dair öngörüler yaparken modelleme yapabiliyoruz. Sizce bu bahsettiğim kafadaki bir anne mi çocuğunun tüm ihtiyaçlarını karşılayacak? Yoksa ya yetemezsem kaygısı yaşayan bir anne mi?
Çocuklarımızın hepsi çok özel, Allah onları bize bağışlasın ve onların iyi günlerini göstersin. Çocuğunuza alamayacağınız tek şey, yeni bir anne, yeni bir baba. Ancak çocuğunuzun annesi babası olarak kendinize yeni, böyle bir kafa edinebilirsiniz. ReBrain®  ile bu kolay ve çabuk.

Her şeyi mükemmel yapmalıyım

Daha önce çorap katlarken aynı hizaya getirir, elimle ütüleyip, 3e katlayıp, birbirine geçirip düz bir dikdörtgen şekline getirirken (psikopat gibi) bugün normal insan gibi eşleştirip geçtim. En basit şeyi bile öyle detaylı yapmak, çok zamanımı alıyor, beni rahatsız ediyordu.
Bir yaprağını sıfırlarken, yani başta belirttiği ‘rahatsızlığın’ nasıl bir ‘rahatlığa’ dönüştüğünü tespit ederken aynen bu cümleyi kurdu Deniz hanım.
Basit bir konu olarak görülebilir, amaan herkes farklı katlıyordur, özenli yapmak neden psikopat gibi oluyormuş ki diyenler için, bu çok basit durumun aynı insanın hayatında ‘mükemmel’ yapamayacağını düşündüğü hiçbir şeye dokunmaması, herkes gibi yeni bir şey öğrenebilecekken hata yapma ihtimalini sıfırlamak için güvenli, küçük bir alana, (mükemmel katlanmış çoraplar, aynı boy doğranmış domatesler…) kapatması peki?
Şirketler böyle çalışanları çok sever, o ayrı… Aramızdaki diğer mükemmeliyetçilere sesleniyorum: başka bir hayat mümkün! Çelınca gelin, çorapları rahat bırakın… .

Kendime güvenim arttı

Sıkıntı ve rahatsızlık veren durumları artık yaşamıyor olmam beni çok rahatlattı.
Kendime güvenim arttı.

Başka zorluklar çıkarsa bunları daha rahat aşabileceğimi düşünüyorum artık.

Bu söyledikleri benim tam da aktarmak istediğim. Şöyle ki:

Gözünüzün önüne kendinizi iki elinizde birer valiz, koltuğunuzun altında bir karpuz, sırtınızda bir sırt çantası ve başınızın üstünde bir sepet yumurta taşırken getirin… Bu şekilde yürümek nasıl olurdu? Hepsini düşürmeden taşımak… belki mümkün bile görünmüyor ancak duygusal yüklerimizle farkında olmadan çoğumuzun yapmakta olduğu, sonra da niye hareket edemiyorum, istediğim yere gidemiyorum diye düşündüğü durum aynen böyle!
Oysa o başın üstündeki sepetle, karpuzu alsa biri, kalanları taşımak daha kolay. Ve onları da yeterince taşıdığına karar verdiğinde aynı şekilde bırakabilir.
Deniz bey’in hayatındaki iki konu ile ilgili çalıştıktan sonra söylediklerine bir de bu açıdan bakın. Herkesin kaç valizi olduğu, ne kadar ağır olduğu, hangisinin en elzem olduğu farklı. Bunu danışan söylüyor, üzerinde çalışıyoruz ve rahatlıyor. Formül bu kadar basit.
Sizin başınızın üstündeki sepette ne var?

ReBrainle adını koyamadığım yüklerimden kurtuldum

Rahatladım.
Bir huzur geldi hayatıma.
Bunlar seanslarını tamamlayan ilk danışanımın, ReBrain® Yöntemi’nin hayatındaki etkilerini nasıl anlatırsın diye sorduğumda verdiği cevap.

Başka örnekler de vereyim:
Herşeyi sürekli erteliyorum,
Başladığım hiçbir işi bitiremiyorum,
Motivasyonumu koruyamıyorum (rejim yaparken)
Şu an çalıştığım iş dışında başka bir iş kurup başarılı olabileceğime inanmıyorum (girişimci olmayı isterken)
Kendimi ifade edemiyorum, içime atıyorum,

Yöntemi uygulamaya başlarken bu cümleleri kuran insanların, sadece 1-2 hafta sonra,
Bana bir şey oldu, kendimi durduramıyorum, aklıma gelen şeyi hemen yapmış buluyorum kendimi.
Başladığım şu programı bitirdim, sırada şu ve şu var.
Rejimimi sürdürüyorum, 4 kilo verdim bile, en güzel tarafı ilk kez canım tatlı çekmiyor.
Artık yapabilirim gibi hissediyorum, kendimi bunu yaparken hayal edebiliyorum.
Eskiden düşünüp söylemediğim herşeyi şimdi söylemiş buluyorum, herkes ne oldu sana diye soruyor.
Cümlelerini kurabilmesini sağlayan ReBrain® yönteminden bahsediyorum.

Kendi kendine uygulamak isteyenler, çelınc yaklaşıyor… Pro master (yani ben) ile yol almak isteyenler dm.
Ama her durumda biodaki linkden eposta listeme kaydolun

Herşeyi sürekli erteliyordum,

Sabahtan beri bütün evi süpürdüm, çamaşır yıkadım astım, kahvaltı yaptım, banyo yaptım, fasulye pişireceğim akşama, seanstan sonra ayıklayayım diyordum, niye bekleyecekmişim ki, seans sırasında sen şimdi başka bir şeye bak dediğinde bir yandan ayıklarım dedim, bak ayıklıyorum’ dedi ve ekledi:
‘Evi süpürmeyi dün akşam istedim, komşulara ses gitmesin diye tuttum kendimi’

Bunları tarama seansında hayatından çıkarmak istediği şeylerden biri olarak HERŞEYİ SÜREKLİ ERTELİYORUM cümlesini kullanan danışanım anlattı. En son da ‘birşey oldu bana, durduramıyorum kendimi’ demez mi?! Biz kendimizi tembel sanırız, hevesi çabuk geçen, başladığı hiçbir şeyi bitiremeyen… sonra da ben böyleyim der geçeriz. Oysa fabrika ayarımız bambaşka, engelleri kaldırınca istesek de duramayız Görüntülü konuşarak yaptığımız seans bittiğinde fasulyeleri ayıklamayı da bitirmişti

ReBrain® Pro = anında hafiflik

Danışan olarak ReBrain® Pro deneyimim:⠀
Masterlık eğitiminin başlarında, yöntemi ilk olarak kendimize uyguladık. Hala kendinden bahsediyorsun Pınar diyenlere göz kırparak ikisi arasındaki en büyük farkı aktarmak istedim.⠀

Hatırlarsınız ReBrain® yönteminin kendi kendine uygulanışını yehova şehidi gibi anlatmaktayım. Bu yöntemin çoook kişiye ulaşmasının en verimli yöntemi çünkü bu. Kitabı aldığımdan beri, yani son bir yıl içinde hem baştan sona, hem sorunlarla karşılaştıkça bu yöntemle beni engelleyen inançları, alışkanlıkları bir bir temizledim.⠀

Eğitimde Neşe hanım önce birbirinizin danışmanı ve ReBrain-Pro Master ı olacaksınız deyince, ‘acaba ne konu bulacağız da çalışacağız?!’ diye düşündüm. Fakat, bir başkasının sorularıyla tetiklenince hala temizlenmemiş konular döküldü. Üzerinde bir başkasının çalışmasını ANINDA HAFİFLİK olarak tanımlayabilirim.⠀

Temizledik, geçti ama yine de aklıma takıldı, neden bu yöntemi defalarca uygulamış olmama rağmen o konuları daha önce farketmedim?⠀

Onların daha derinde yer alan, çok daha güçlü durumlar olduğunu anlamam için, bir gün boyunca drama kraliçesinin etkisine girip, bir yandan kendimi gözlemleyip, bir yandan onun etkisinden çıkamayarak ağladığım bir gün geçirmem gerekti.⠀

Zihnimiz kaynak anıları çağırmada bizim sözümüzü dinliyor. Ancak o kaynak anıları kim soruyor? Yine⠀
biz. O en güçlü, en derin, en korkutucu yanlarımızı dışarıdan bir insan gibi objektif olarak görmemiz,⠀
hadi gördük diyelim, üzerine gitmemiz, hadi gittik diyelim, sanki bir başkasına çalışır gibi sakince, etkisine girmeden çalışmamız mümkün mü?⠀

Neşe hanıma bunları sordum, ‘mümkün, ancak çok zor’ dedi. ‘Böyle bir imkanınız varken, kendinizi yormak yerine pro masterlar olarak birbirinize bu desteği verdiğiniz bir rutin oluşturmalısınız. Çünkü siz, bu durumları yaşayan ve kendi başına çözemeyecek durumda olan danışanlarınıza lazımsınız.’⠀

İşte bu! Görev büyük…

Siz de bu danışanların yaptığı gibi değişimi benim yardımımla, hızlı ve kolay bir şekilde yaşamayı diliyorsanız bu sayfayı ziyaret edin.