Enter your keyword

Gelişim Yolculuğumuzdaki En Büyük Engel: Ertelemek

Gelişim Yolculuğumuzdaki En Büyük Engel: Ertelemek

Gelişim Yolculuğumuzdaki En Büyük Engel: Ertelemek

Gelişim Yolculuğumuzdaki En Büyük Engel: Ertelemek

Neden erteliyoruz?

Son zamanlardaki en büyük sorunum hakkında yazmak istedim.

Sorunum ertelemek değil aslında, senin ertelemen. Artık işlerimi planlamada, bu plana uymakta, gerekiyorsa revize etmekte hiçbir sorun yaşamıyorum. Belli bir zamanda tamamlamaya karar verdiğim her işi o zaman gelmeden yapmış oluyorum. Devam etmekte bir fayda görmediğim işleri bırakıyorum ve faydalı bulduğum işlere zaman kalıyor.

Herşeyi ertelediğim zamanlarda durum çok farklıydı. Kafamda bir şey kuruyordum, şöyle mi yapsam, böyle mi diye evirip çevirirken aylar, yıllar geçiyordu.

ReBrain yöntemi ile bu durumun daha önce denediğim ancak başaramadığım, yaptığım ancak eleştirildiğim, kendimi başarısız, işe yaramaz ve beceriksiz hissettiğim anlardan kaynaklandığını ve başarısız hissetmemek için bir bahane bulup her ne ise onu yapmamak davranış kalıbını geliştirdiğimi fark ettim. En kabul edilir bahane de ertelemek, yani yapacağım ancak henüz yapmadım şeklinde kendimi kandırmak.

Kaynak anıların etkisi silinince kendiliğinden her işini yapan, bahane üretmeyen, yapmayacaksa da bunu söyleyen, zamanını etkin kullanan bir insana dönüştüm. Nasıl bu kadar çok şeyi yapıyorsun diye soranlar için cevabım bu. Zamanını yönet demek kolay, nasıl yapacağız onu söyleyen yok.

Neyse, konumuza dönelim…

Daha sonra Pro Master olduktan sonra danışanlarımda da ertelemeye dair örneklere rastladım. Herşeyi mükemmel yapması gerektiği ve hiçbirşey tam anlamıyla mükemmel olamayacağı için de hiç başlamamanın daha iyi olduğuna dair davranış kalıbı kaynak anılar bulunup temizlendikten sonra kendini durduramama kalıbına dönüştü.

Nedeni ne olursa olsun, bu bir paradoks ve bu paradoksu kırmaya niyetliyim.

Ben nasıl aştım, danışanlarım nasıl bu konuda yardım isteyecek noktaya geldiler diye araştırdığımda şunu anladım:

Birşeyi yapmak bize zor geldiğinde bunun asıl nedeni onu yapmaya değecek bir fayda olduğunu bilmiyor oluşumuz. Yani bir yöntemi uygulayacağız diye elimize kalem defter alıp elimizi yoracağız, düşünerek zihnimizi yoracağız ve buna zaman ayıracağız. Zihnimiz bunu görünce diyor ki: “değmez, sızlanmak daha kolay.”

Ve haklı!

Çünkü zihnimiz, biz bu eforu sarfettikten sonra yaşayacağı rahatlık, hafiflik, huzur halini hiç yaşamadığı için bilmiyor. Ve bilmediği bir şeyden de kaçınıyor.

Oysa birşeyi denediği ve yapamadığı zaman hissettiği başarısızlığı, bir şey yaptığı ve eleştirildiği için hissettiği reddedilmeyi biliyor. O hisler kötü ve neden bilmediği bir şey için tekrar o hisleri yaşatma riskini alsın ki?! Zihnimiz akıllı, zihnimiz mantıklı, zihnimiz bizi korumayı amaçlıyor.

Şimdi bunu gördüğümüze göre ne yapıyoruz? Zihnimizi aldığımız yere bırakıp hemen çelınca başlıyoruz. Çünkü çelıncda ertelemene neden olan anları temizlediğinde bundan sonra kendini zorlayarak değil, kendiliğinden yapıyor olacaksın ertelediğin işleri.

Veya bire bir çalışmak için bana yaz.

Erteleme sorununu yaşamış ve aşmış bir Pınar olarak diyorum ki:

Bu mümkün, kendimden ve danışanlarımdan biliyorum

Bunu yapabilirsin ve yapmalısın! Kendimizi muhteşem şeyler yapabilecek olan bir makine olarak düşünelim. Ertelemek bu makinenin çalıştır düğmesinin temassızlık nedeniyle işlememesi gibi. Neler yapabileceğimizi biliyoruz, yapmak için düğmeye de basıyoruz ama düğmedeki temassızlığı gidermeden o muhteşem makine duracak. Öylece duracak…

Zihnin değil sen söyle, buna değer mi?